« Önceki | Sonraki »

Perşembe, August 16, 2007

YOLUMUZDAKİ ENGELLER


Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine 
kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. 
Bakalım neler olacak?. 
Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, 
saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene 
kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. 
Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar 
vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir 
köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı 
ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı 
ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden 
sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin 
durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu 
vardı içinde. 

"Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. 

Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. 

"Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır."  

 

Bu bir "alıntıdır"

Perşembe, August 16, 2007

EN İYİ TEMİZLİK MADDESİ "COLA"

 

      Kolanın zararlı olduğunu biliyorduk.Ama bu kadar zararlı olduğunu tahmin bile edmezdik.
                   Eğer inanmıyorsanız deneyebilirsiniz

TUVALETİ TEMİZLEMEK İÇİN:
Bir kutu kolayı klozetin içine dökünüz. Bir saat kadar bekleyiniz ve
sifonu çekiniz. Koladaki sitrik asit hela başındaki lekeleri yok
edecektir.
KROM TAMPONLARDAKI PAS LEKELERINI YOK ETMEK İÇİN :
Arabanın tamponunu Coca Cola''ya batırılmış bir sigara paketinin
içindeki alüminyum folyosuyla iyice ovunuz. Tertemiz olacaktır.
AKÜ KUTUP BAŞLARINDA ÇAPAĞI TEMİZLEMEK İÇİN :
Bir kutu kolayı kutup başlarına dokun ve bütün
çapak yok olsun.
PASLANMIŞ BİR CiVATAYI SÖKMEK İÇİN :
Coca-Colaya batırılmış bir bezi bir kaç dakika paslı
cıvatayı
uygulayınız. Bir kaç dakika sonra rahatlıkla dönecek
ve çıkacaktır.
ELBİSENİZDEKİ YAĞ LEKESİNİ ÇIKARMAK İÇİN :
Bir kutu kolayı lekeli giyeceklerin üstüne boşaltın,
Deterjanı
ekleyin ve her zaman yıkadığınız gibi yıkayın. Coca-
cola yağ
lekelerinin yok olmasına yardım edecektir.
Ayrıca ;  Araba ön camlarındaki her türlü kuş pisliği yapışan sinekler veya ağaçlardan dökülen toz , polen, yapışkan maddelerin çıkarılmasıen iyi madde COCA COLA + PEPSI ''dir.
* * *
        Peki nedir bu Cola''nin bu kadar etkileyici temizliklerde bile kullanılabilmesinin sebebi? Coca-Cola ve Pepsi''nin ortalama pH değeri 3.4 tur. Bu asidi de dişleri ve kemikleri eritmek için yeterlidir. Temizliklerde bu kadar etkili olmasının sebebi budur. Aslına bakarsanız Cola ile dünyada kimsenin tavsiye edemeyeceği KARBONDİOKSİT içiyoruz. Hani şu dışarı atmak için devamlı nefes alıp verdiğimiz, atmak için uğraştığımız KARBONDİOKSİT...! 
       2001 yılında Delhi Üniversitesinde "kim daha fazla Coca-Cola içecek",diye bir yarışma yapıldığında, sekiz litre Coca-Cola içerek kazanan ve 10 dakika içerisinde herkesin gözü önünde ölen kişinin haberini duymuşsunuzdur . Neden öldü? Çünkü çok fazla karbondioksit almıştı ve kanında yeterli oksijen yoktu.
        Başka bir örnek: Kırılmış dişinizi bir şişe Coca Cola''in iine koyun ve 10 gün sonra bakın... Diş 10 günde büyükoranda erir. Halbuki dişler ve kemikler ölümden sonra bile en fazla dayanabilen organlarımızdır ...

Alıntıdır

Cuma, August 10, 2007

MİRAÇ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

 

ELLERİN DUAYA UZANDIĞI, SİNELERİN DOSTLARA AÇILDIĞI,GÖZLERİN MASUMİYET ARADIĞI BU MÜBAREK GÜNDE TÜM DUALARINIZIN KABUL OLMASI DİLEĞİYLE...HAYIRLI KANDİLLER...

Perşembe, August 9, 2007

!!!Düşündürecek bir olay!!!

 

Jack yavaşlamadan once Takometreye baktı: Hız limitinin 50 olduğu yerde 73 ile gidiyordu ve son dört ay içerisinde dördüncü defa polis tarafindan durduruluyordu. Bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilirdi? Jack arabasını sağa çekti. "İnşallah su anda yanımızdan daha hızlı bir araba geçer" diye düşünüyordu.

Polis elinde kalın bir not defteri ile arabadan indi.
Bob? Bu Polis Kiliseden Bob degil mi?
Jack iyice arabasının koltuğuna sindi. Bu durum bir cezadan daha kötüydü. Kiliseden tanıdığı bir Polis, arkadaş olduğuna bakmaksızın birini durduruyordu. Hemde hizli gidip, trafik kurallarını ihlal ettiği için.
"Merhaba Bob. Birbirimizi yeniden böyle görmemiz çok ilginç"
"Merhaba Jack" Bob gülümsemiyordu.
"Beni, karımı ve çocuklarımı görmek için eve giderken yakaladın"
"Evet öyle" Bob umursamaz görünüyordu.
"Son günler eve hep cok geç geldim. Çocuklarım beni uzun süredir hic görmedi. Ayrica Diana bana bu aksam Patates ve biftek yiyeceğimizi söyledi. Ne demek istediğimi anlıyor musun?"
"Evet ne demek istedigini anlıyorum. Ayrıca trafik kurallarını ihlal ettiğini de biliyorum." diye cevapladı Bob.
"Eyvah! Bu taktik fazla ise yaramayacak gibi. Taktik degistirmek gerekli" diye düşündü.Jack "Beni kac ile giderken yakaladın?"
"Yetmis. Lütfen arabana girer misin?" dedi Bob.
"Ah Bob,bekle bir dakika lütfen. Seni gördüğüm anda Takometreye baktim. Sadece 65 ile gidiyordum."
"Lütfen Jack, arabana gir" diye üsteledi Bob.
Jack canı sıkkın bir şekilde arabasına girdi, kapıyı çarparak kapattı. Bob not defterine bir şeyler yazıyordu.
"Bob niye benim ehliyetimi ve araba ruhsatını istemiyor ki" diye düşündü Jack.
Ne olursa olsun, bundan sonra kilisede bu adamın yanına oturmaktansa, birkac Pazar Jack kiliseye gitmeyecekti.
Bob kapiyi tiklatiyordu. Jack arabasinin penceresini 5 cm kadar acti.
Bob Jack'a bir kagit verdi ve gitti.
"Ceza degil bu" diye kendi kendine soylendi Jack. Bir anda sevinmisti. Bu bir yaziydi ve kagitta sunlar yaziyordu:
"Sevgili Jack, benim bir kızım vardı. Altı yasındayken cok hızlı araba kullanan biri tarafindan öldürüldü. Bu kazadan dolayı, adam cezalandırıldı. 3 ay hapishane cezasıydı bu. Bu adam hapishaneden çıkınca kendi çocuklarına sarılıp,öpüp,onları tekrar koklayabildi.
Ama ben... Ben kızımı tekrar koklayabilip,öpebilmek icin, cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor. Bin defa adamı affetmeye calıştım. Bin kerede başardığımı zannettim. Belki başarmışımdır, ama hala kızımı düşünüyorum.               

 Lütfen benim için dua et ve dikkat et Jack, tek bir oğlum kaldi."
Jack 15 dakika kadar bir süre yerinden kıpırdayamadı. Daha sonra kendine gelip, yavaş yavaş evine gitti. Evine varınca, çocuklarına ve karısınasıkıca sarıldı.
Hayat cok değerli, sürekli dikkat et. Dikkatli araba kullan ve başkalarının hakkına saygı göster. Hicbir zaman unutma, istedigin kadar araba satın alabilirsin, ama insan hayatını...


"Bu bir alıntıdır."

Perşembe, August 9, 2007

KALP DOKTORU

Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek:
- Size birşey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz.

Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin
nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse
kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru
çıkarıp yerine yenisini takacağım... Söylesenize nasıl oluyorda siz
milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?

Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:

"Bu bir alıntıdır."
- Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene!!!


Çarşamba, August 8, 2007

MİDEYE KARŞI İSYAN

 



Adamın biri bir gün rüyasında ;ellerinin,ayaklarının ,ağzının ve beyninin midesine karşı isyan ettiğini görmüş.

Eller: "Sen işe yaramaz tembel!Biz bütün gün çalışıyoruz; testereyle kesiyoruz,çekiçle vuruyoruz,taşıyoruz,kaldırıyoruz,akşam olunca da şişlikler,yaralar ve çiziklerle dolu olarak eve geliyoruz.Eklemlerimiz ağrıyor,her tarafımız kirleniyor.Ya sen!Bütün gün burada oturup,atıştırıp duruyorsun."demişler.

Ayaklar: "Evet aynı görüşteyiz.Bütün gün sağa sola yürümekten nasıl ağrıyoruz.Sense hep tıkınıp duruyorsun.Tıkındıkça seni taşımamız zorlaşıyor." Demişler.

Ağız: "Evet doğru.O sevdiğin bütün yiyeceklerin nereden geldiğini soruyorum.Onları çiğneyen benim.Ben bitirir bitirmez sen yutuyorsun.Bu adalet mi?"diye bağırmış.

Beyin: "Peki ya ben?Burada olmak kolay mı sanıyorsun,senin bundan sonra ne yiyeceğini düşünmek?Hala bunların hiçbir karşılığını almış değilim." Ve böylece vücudun bölümleri hiç sesini çıkarmayan mideye karşı şikayetlerini sürdürmüşler Beyin: "Benim bir fikrim var."demiş "Hadi hepimiz bu tembel organa karşı isyan edip,onun için çalışmayı bırakalım." Diğer tüm organlar "Harika!"demişler "Senin için ne kadar önemli olduğumuzu sana göstereceğiz.Belki böylece biraz da olsa çalışmaya başlarsın." Hepsi çalışmayı bırakmışlar.Eller ,kaldırma ve taşıma işlerinden vazgeçmiş.Ayak yürümemiş.Ağız, çiğneyip yutmayı bir süre bırakmış.Beyin bu parlak fikirler için bir süre çalışmamaya karar vermiş.

Mide,aç olduğu zamanlardaki gibi biraz guruldamış önce ama bir süre sonra sesi kesilmiş.

İsyan birkaç gün sürmüş.Gün geçtikçe adam kendini daha kötü hissetmeye başlamış.

"Bu isyan bence daha uzamamalı :Yoksa açlıktan öleceğim."diye düşünmüş.

Bu arada eller,ayaklar ,ağız ve beyin oldukları yerde günden güne zayıflamaya başlamışlar.

Önceleri mideyi kızdırmak için biraz canlanıyorlarmış ama sonraları onu yapmaya halleri kalmamış. En sonunda adam ayaklarından gelen çok cılız bir ses duymuş.

"Acaba yanılıyor olabilir miyiz?Yoksa mide kendi görevini yapıyor muydu?" Beyin: "Ben de aynı şeyi düşünüyorum.Evet yiyecekleri aldığı doğru ama sonunda gene bize yolluyormuş."diye mırıldandı.

Ağız: "Hatamızı itiraf etmeliyiz.Mide ;eller,ayaklar ,dişler ve beyin kadar görevini yapıyordu."demiş.

"O zaman hadi hepimiz iş başına"diye bağırmışlar.

Ve o anda adam uyanmış. Ayaklarının yürüyor olması,ellerinin yakalayabilmesi,ağızının çiğnemesi ve beyninin berrak bir şekilde düşünmesi onu rahatlatmış.Kendini çok daha iyi hissetmeye başlamış.

Kahvaltıda midesini doldururken şöyle demiş: "Bu bana bir ders oldu.Ya hepimiz çalışırız,ya da hiçbir şey tek başına çalışamaz."

İnternetten çeviren Doğugül KAN (www.bosyok.com)

Çarşamba, August 8, 2007

AFFETMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ


  Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: 'Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?' Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. 'O zaman' der öğretmen. 'Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin' Öğrenciler bunu da yaparlar. 'Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!' Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

-'Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.'

Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine 'Peki şimdi ne olacak?' der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

- 'Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? hep yanınızda olacaklar.'

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: 'Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.' 'Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?'

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

-'Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.'
 

"Bu bir alıntıdır."

Çarşamba, August 8, 2007

Bu konu dikkatimi çekti.....

 Bilinçaltı, Çekim Yasası ve Korkular
NEYE İNANIRSANIZ ONU YAŞARSINIZ. Çünkü bilinçaltınızda titreşimler yaratarak Çekim Yasası'nı devreye sokan inançlar, hayat boyu size yön bulmada yardımcı olur.
Bilinçaltı her zaman mıknatıs gibidir. Kabul etmesek de, yaşamda bizi zorlayan koşullardan her fırsatta etkilenir ve hiç ummadığımız anda korkularımızla yüzleşiriz. Korkular, endişeler ve yaşanan gerginlikler mutlaka yüzeye çıkacak bir yol bulur kendine... Bilinçaltı, aynı zamanda kendi inançlarını yansıtan olayları da çeker. Açıkçası, bilinçaltımızdaki düşünceler belli titreşimler yaratır. Bu enerji ile birlikte bilinçaltına yansıyan olaylar ve kişiler bir çekim yaşanmasını sağlar. Buna "Evrensel Titreşim" ve "Çekim Yasası" denir. Nasıl Yerçekimi Yasası varsa Çekim Yasası da vardır. Bu yasa insanoğlunun hayatını etkiler. Evren yasalarla yönetilir. Başarı, yasa ile sağlanır. Sizin bilinçaltınız da yasa ile oluşmaktadır. Bilinçaltımızın yasası, inanç yasasıdır. Her zaman kafamızda oluşan soru işaretleri vardır. "YA ŞANSSIZ DOĞDUYSAM...", "BAŞARILI OLMAK KADERİMDE YOKSA..." gibi sorularla kendimizi zorlarız. Eğer bilinçaltınız hayatın zor geçeceğine inanırsa, gerçekten zorlu bir yaşam sürersiniz. Karşılaşacağınız olaylar ve insanlar hayatınızı zorlaştıracaktır.

Evrensel Titreşim
Bilinçaltınız paranın zor kazanılacağına inanırsa, para zor kazanılır. MADDİ SIKINTI YAŞIYORSANIZ BİLİN Kİ;BİLİÇALTINIZDA PARANIN KOLAY KAZANILMADIĞINA DAİR DÜŞÜNCE HAKİM OLDUĞU İÇİNDİR. Böyle bir durumda karşınıza çıkan fırsatları paraya çevirmek için insan üstü çaba göstermeniz gerekecektir. Sıkıntılı geçen hayatınızla ilgili hiç kimseyi suçlamanıza gerek ve neden yoktur; çünkü 'sizin gerçeklerinizi yine sizin bilinçaltınız yaratır'. Hayatta başarılı olabilmek için kişinin anlaması gereken en önemli söz de budur. İnsanlar bilincinin gücünü bir fikri kavramak için, bilinçaltının gücünü ise sonuca ulaşmak için kullanır. Birçok kişi bunun tersini yapar. Bilinçlerini neticeye ulaşmak için kullanır. Bu da genellikle stres ve endişe yaratır. İşte, bilinç gücümüzle, bilinçaltı gücümüzün kullanımındaki fark budur.

Bilgisayar Hard Diski
Bilinçaltınız bilgisayarınızın hard diski gibidir. Ekranda gördüğünüz ise sizin gerçeğiniz veya yaşantınızdır. Ekrandaki bilginin nereden geldiğini kendinize bir sorun! İnançlar değişince, yeni insanlar ve yeni işlere karşı Çekim Yasası devreye girecektir.

Kaynak: takvim.com.tr


Bağlantılarım